kendini tanıma

Kendini tanıma – kendini bilme sosyal paylaşım platformlarında sıklıkla karşımıza çıkan kavramlar olabiliyor. Peki gerçekten de “kendini tanımanın” ne kadar farkındayız? İş hayatında duygularımızı, düşüncelerimizi, aksiyonlarımızı bilinçli mi gerçekleştiriyoruz yoksa zihnimizi otomatik pilotun kontrolüne mi bırakıyoruz? Örgütsel psikolog Tasha Eurish’in yaptığı bir araştırmaya göre; katılımcılarının %95’i, her ne kadar kendilerini tanıdıklarını düşünse de yalnızca %10-15’i gerçekten kendilerinin farkında. Belli ki birçoğumuz için göründüğü kadar kolay olmayan ve yeterince içselleştiremediği bir beceri bu.

Psikoloji biliminde kendini tanıma, öz farkındalık ve öz bilinç kavramlarıyla da sıklıkla ilişkilendirilmekte ve birbirlerinin bileşeni olarak ifade edilmektedir. O nedenle bu kavramların birbirinden ayrı değerlendirilmesi düşünülemez. Aynı zamanda kendini bilme, kendini gerçekleştirme yolunda atılacak en önemli adımdır. Çalışanların deneyimlerini ve hedeflerini en etkili şekilde değerlendirmesi ve kendini gerçekleştirmesi de kendilerini tanımalarıyla anlam bulur. Öz farkındalığı kısaca tanımlamak gerekirse; bireyin duygu ve düşüncelerinin, davranış eğilimlerinin bilinçli bir şekilde farkında olabilmesidir. Öz farkındalık ile birey kendisini tarafsız değerlendirebilir, duygu ve düşüncelerini yönetebilir, davranışlarını değerleriyle tutarlı yürütebilir ve hedefleri doğrultusunda istikrarlı ilerleyebilir.

Kendini Tanımanın Faydaları Nelerdir?

İş yaşamında öz farkındalığı yüksek bireylerin başarı merdivenlerini daha kolay çıktığını söyleyebiliriz. Öz farkındalık düzeyi düşük veya öz farkındalıktan yoksun bireylerin çalışma yaşamlarında birçok zorlukla karşılaşır. Bunlara iletişim sorunlarını, tükenmişlik hissini ve düşük özgüveni örnek verebiliriz. Yapılan birçok psikolojik bilimsel araştırmaya göre; bilişsel, duygusal ve davranışsal benliklerinin farkında olan bireylerin, öz farkındalıkları düşük bireylere oranla çalışma hayatında iş tatminlerinin, motivasyonlarının, üretkenliklerinin ve yaratıcılıklarının daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Öz farkındalık, bireylere katkı sağladığı kadar kurumlarında da gelişimini, kültürünü ve iklimini olumlu etkilemektedir. Bir kurumun öz farkındalığı yüksek çalışanlara sahip olması; kurum içi iletişimi güçlü, sosyal bağları sağlam, zorluklarla etkili bir şekilde baş edebilen, kurum bağlılıkları ve performans düzeyi yüksek bir çalışma ortamına ev sahipliği yapması demektir.

Yoğun iş temposuna ayak uydurmaya ve iş-yaşam dengesi kurmaya çalışırken çoğu zaman iç dünyamızın kontrolünü kaybedebiliyoruz. Haliyle, farkında olmadan kendimizden uzaklaşıyor ve otomatik pilotta yaşıyoruz. Psikologlara göre düşünme süreçlerimiz otomatik seviye ve bilinçli seviye olmak üzere ikiye ayrılıyor; farkında olarak gerçekleştirdiklerimiz ve farkındalık gerektirmeyen davranışlarımız. Otomatik pilotta sürdürdüğümüz çoğu deneyimlerimize dikkatimizi vermiyoruz. Halbuki kendini tanıma anda olup bitenin bilinçli bir şekilde farkında olabilmeyi de gerektirir. O nedenle, kişi otomatik düşüncelerden çıkmalı, anı ve kendisinde olup bitenleri deneyimlemeli. Bu, öz farkındalık için oldukça değerlidir.

Öz farkındalık kazanılması çoğu zaman zor, fakat öğrenilebilir ve geliştirilebilir beceridir. Peki nasıl kendini tanıyan daha bilinçli bireyler olabiliriz? İşte bizlere yardımcı olacak 3 öneri şu şekilde:

  • Duygu ve düşüncelerinize temas edin.

Zor bir anla karşı karşıya kaldığınızda, olumlu bir geri bildirim aldığınızda, beklemediğiniz bir tepki gördüğünüzde ne hissediyor veya ne düşünüyorsunuz? Hisleriniz düşünceleriniz size ne anlatmaya çalışıyor? Her duygu ve düşünceyi deneyimleyin, yargılamadan kabul edin.

  • Değerlerinizi ve hedeflerinizi netleştirmek için zaman ayırın.

Sizin için önemli olan şeyleri belirleyin. Kendinize kısa ve uzun vadede ulaşılabilecek gerçekçi hedefler belirleyin. Bunlar pusula görevi görerek yönünüzü bulmanızı kolaylaştırır, öz disiplininizi ve öz bilincinizi arttırmaya katkı sağlar.

  • Güçlü ve zayıf yanlarınızı tanıyın.

Bireyin hangi konularda daha başarılı, yetenekli olduğunu bilmesi veya hangi alanlarda zorluk yaşadığını bilmesi kişinin ana ve geleceğe yönelik kendini geliştirmesi ve güçlendirmesine katkı sağlar.

 

Nilüfer Keskin

İş Yeri, Endüstri ve Örgüt Psikoloğu

//ik-der.org/wp-content/uploads/2019/11/11111-1.png

”İK-DER olarak kültürümüzde yer alan imece usulünü mesleğimiz ile harmanlayarak, ülkemizde emsal teşkil edecek bir oluşum haline geleceği inancı ile giderek büyüyen bir aile olmak için var gücümüzle çalışıyoruz.”

ÇALIŞMA OFİSİMİZ

Cihan Sokak No:10/2 Sıhhiye/Ankara

E-Posta: bilgi@ik-der.org