KURUMSAL DEDİKODU

KURUMSAL DEDİKODU

Okumayan, düşünmeyen, yazmayan insanlar konuşacak malzeme olarak gündelik insan ilişkilerini gündeme taşırlar.


Hyman Rıckover “Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler kişileri konuşur”

demektedir.

Fikirleri konuşabilmek veriden bilgiye, bilgiden fikre giden yolda okumayı ve düşünmeyi gerektirir. Günlük insan ilişkilerini konuşmak ise hiçbir çaba ve yetenek gerektirmeyen basit bir davranış şeklidir.


GÜZEL BİR ÖRNEK


BİR TANIDIK SOKRATES’E RASTLADI VE DEDİ Kİ:


“Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?


” Sokrates: “Bir dakika bekle.” diye cevap verdi.


“Bana bir şey söylemeden evvel sana 3 şey sormak istiyorum


1. Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla GERÇEK olduğundan emin misin?

” Adam “Hayır” dedi, “Aslında bunu sadece duydum”.

2. “Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey İYİ bir şey mi?

” Adam “Hayır, tam tersi” dedi.

3. Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime YARAR mı?

” Adam “pek de yaramaz” dedi.

“Eğer, bana söyleyeceğin şey DOĞRU DEĞİLSE, İYİ DEĞİLSE ve İŞE YARAR bir şey değilse bana niye söylüyorsun ki?


” Corneille “Dedikodu basit ruhlu insanların eğlencesidir” der.

VAZGEÇEREK BAŞARIYA ULAŞMANIN 5 YOLU

VAZGEÇEREK BAŞARIYA ULAŞMANIN 5 YOLU

Başarıya ulaşmak için kimi zaman bireylerin peşinden koşmak, kimi zaman ise bir şeylerden vazgeçmek gerekir. Vazgeçerek başarıyı yakalayabilmeniz için aşağıdaki tavsiyelere göz atmanızı öneririm. Bu tavsiyelere uyduktan sonra, değişimi siz de göreceksiniz.

1 – Ego

Ego aslında demir parmakların ardında hapis kalmak gibidir. Yapmak istediklerimizi farklı yollardan başarabilecekken, duygularımıza yenik düşeriz. İşte tam da bu sırada ileride telafisi olmayan şeyler yaparız ve sonrasında pişmanlık duyarız. Egomuzdan vazgeçerek, karşımızdakini daha doğru anlamayı öğreniriz. Egolarımızdan vazgeçerek, kendimizi daha özgür ve rahatlamış hissederiz. İçinizdeki “ben” vazgeçilmezliğini kontrol altına altığınız zaman başarıya bir adım daha yaklaşmışsınız demektir.

2 – Korku
Hayatta belki de birçok şeyden korkarız. Peki kaçımız bu korkuları yenebilmek için, onların üzerine gittik? Korku insana sürekli geri adım attırır. Korku şu anda bulunduğumuz yer ile, var istediğimiz nokta arasındaki sağlam olmayan bir köprüdür. Hiç kimse yıkılmak üzere olan bir köprünün üzerinden ilerleyip hedefine varamaz. Bu sebepten dolayı korku sizi tutsak eder, cesaret ise özgür bırakır.

3 – Mazeret
Yapmak isteyip de gerçekleştiremeyen her kişinin, mutlaka bir bahanesi vardır. Düşündünüz mü hiç yapanlar nasıl yapıyor? Çünkü bir şeyi, gerçekten yapmak isteyen, bir yol, istemeyen de mazeret bulur. Bu yüzden başarmak istediğiniz her ne ise, bahanelerinizden vazgeçerek, onların başarılarınızı gölgelemesine müsaade etmeyin.

4 – Kararsızlık
En kötü karar bile, emin olun kararsızlıktan iyidir. Çünkü kararsızlık, aslında görünmez pelerin giymiş bir zaman hırsızıdır. Sizin zamanınızı çaldığı gibi, hangi yöne gideceğiniz konusunda da kafanızı karıştırır. Dolayısıyla, ne bir adım ileri, ne bir adım geri atabilirsiniz. Bu sebeple, kararsızlığınızı bir kenara bırakıp, bir yerden başlangıç yapmalı ve arkanıza bile bakmadan, verdiğiniz karar için ileri adım atmalısınız.

5 – Beklemek
Gerçekleştirmek istediğimiz her ne varsa, buna ulaşmak için ihtiyacımız olan şeylerden biri, aksiyona geçmektir. Olduğumuz yerde durmak, bir koşu bandında yürümekten farksızdır. Başarıya ulaşmak istiyorsak, zihnimizde netleştirdiğimiz konularla ilgili somut adımlar atmamız gerekir. Her şeyi, başkalarından beklersek ya da oluruna bırakırsak, hayat da, bizim planlarımızı, oluruna bırakır.

DAHA HUZURLU BİR İŞ HAYATI İÇİN 6 FAYDALI ÖNERİ
DAHA HUZURLU BİR İŞ HAYATI İÇİN 6 FAYDALI ÖNERİ

İş ortamınızda belki birçok şey eksik fakat bir şey var ki eğer o yoksa iş hayatı size hapis gibi gelebilir.

Bu sihirli sözcüğün adı “huzur” dur. Gelin işinizde sizi daha huzurlu yapacak 6 maddeye bir göz atalım.

1 – İşi hayatınızın odak noktası yapmayın.
Gece gündüz işle yaşarsanız kendinize, aileniz ve sevdiklerinize zaman ayıramazsınız

2 – Herkesle açık sözlü olmayı tercih edin.
Böylece içinizde tutmanız ya da saklamanız gereken bir şey kalmayacaktır; bu da sizi oldukça rahatlatacaktır.

3 – Stres ve problemlerin üzerine gidin.
Bu sayede onları büyümeden etkisiz hale getirebilirsiniz.

4 – İşinizi ertelemeyin.
Ertelemek kilo almak gibidir. Her seferinde size daha fazla yük getirir.

5 – Çevrenizle pozitif iletişim kurun.
Bu sayede yöneticileriniz ve çalışma arkadaşlarınız sizin zor anlarınızda da desteğe hazır olacaktır.

6 – İşinizi eksiksiz yapın.
Yöneticiler görevini harfiyen yerine getiren çalışanları sever ve sürekli kontrol ederek onları strese sokmazlar

GÜNÜ DEĞERLENDİRMEK

GÜNÜ DEĞERLENDİRMEK

  • Kendinize Gelin 
  • Yolda Geçen Zamanı İyi Değerlendirin
  • İş yerinde Zamanı Yönetin
  • İş Çıkışı Ne Yapmalı?

Kendinize Gelin 

Gün içinde zamanınızın büyük bir kısmı iş yerinde geçiyor ve geri kalan zamanınızda ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz. Bu durumda nasıl bir yol izlenmeli? Öncelikle zaman yönetimini çok iyi yapmanız gerekir. Güne erken saatlerde başlamanın avantajlarından yararlanmak size yarar sağlayacaktır. İşe gitmeden önce kahvaltı yapmak ve hazırlanmak için kendinize zaman ayırmanız motivasyonuzu arttıracaktır. Sabahın erken saatlerinde uyandığınızda, ‘Yine mi işe gideceğim’ düşüncesi yerine, sizi olumlu etkileyecek şeyler üzerine odaklanın. Hazırlanırken sevdiğiniz müziği açın, kahvaltıya ekmek almak için yürüyüş yapın, kendinizi iyi hissedeceğiniz kıyafetler giyinin. Bunların hepsi küçük birer ayrıntı gibi görünse de işe gitmeden önce yapmanız gereken şeyleri zorunluluk değil zevk olarak görmenizi sağlayacak ve kendinize vakit ayırmış olacaksınız.
Yolda Geçen Zamanı İyi Değerlendirin
İşe giderken yolda çok zaman harcamaktan şikayet edenler de var. Yolda geçirilen zamanı da iyi değerlendirmeniz yine kendinize zaman ayırmanızı sağlayacaktır. Yolculuğunuz sırasında sevdiğiniz bir kitabı okumak, günün gazetesini incelemek, takip ettiğiniz dergileri incelemek, ya da kulaklığınızı takıp müzik dinlemeniz güne keyifli ve zamanı iyi değerlendirmiş olarak başlamanızı sağlayacaktır.
İş yerinde Zamanı Yönetin
İş yerinde zamanınızı nasıl değerlendirmeniz gerektiğini planlayın. Gün içinde neler yapmanız gerektiğini ajandanıza küçük notlar halinde yazın ve göreceğiniz bir yerde bulundurun. Böylelikle hem yapacaklarınızı unutmamış olacaksınız hem de işlerinizi planlamış olacaksınız. İş yerinde verimliliğinizi düşürmemeniz için arada küçük dinlenme molaları verin.
İş Çıkışı Ne Yapmalı?
İş çıkışında günün yoruculuğu ve stresini üzerinizden atmak için kafanızı dağıtmak size iyi gelecek. Ailenize ve hobilerinize vakit ayırın, sevdiğiniz insanlarla buluşun, spor yapın. İş yerinde yaşadığınız olumsuz gelişmeleri işten çıktığınızda unutun. Gününüzün geri kalanında da sorunları düşünmeniz sadece kötü bir gün geçirmenizi sağlayacaktır. Zamanı nasıl değerlendireceğiniz sizin elinizde. Sizi stresten uzaklaştıracak şeylere yönelmeniz hem sizi mutlu edecek hem yaptığınız işte verim sağlamanızı kolaylaştıracaktır.
İŞ HAYATINDA YENİ TREND DUYGUSAL ZEKÂ(EQ)

İŞ HAYATINDA YENİ TREND DUYGUSAL ZEKÂ(EQ)

Henüz işimizi robotlar elimizden almadığına göre; şirketlerin en kıymetli kaynağının insan olduğu tartışılmaz. Uzunca süre zekanın (IQ: Intelligent Quotient), bireylere iş hayatında nasıl basamak atlattığı, yöneticilik tacını almasını sağladığını makalelerde, kitaplarda okuduk seminerlerde, toplantılarda dinledik. Son yıllarda ise duygusal zekâ (EQ: Emotional Quotient) konuşulmakta bilişsel zekâ ile birlikte lider ve yöneticilerin iş hayatında kullanabileceği etkin bir güç olarak aktarılmaktadır.

Duygusal zekâ kavramı ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?

1950 yılında Abraham Maslow “İnsan olmanın psikolojisi” adlı kitabında ilk sinyalleri vererek insanın doğasından bahsetmiş ve insanların fiziksel, psikolojik güçlerini birleştirmenin amaca giden en iyi yol olduğunu vurgulayarak duygusal zekanın fark edilmesini sağlamıştır.1970-1980’li yıllarda konuyla ilgili olarak yeni veriler ekleyerek devam ettirmiştir.

1990’lı yıllarda gelindiğinde ise, John Mayer ve Peter Solvey duygusal zekâ kavramını ortaya tam olarak koyarak “Emotional Intelligence (Duygusal Zekâ)” kitabını yazmış. Bu bilim insanları yazılan kitap neticesinde tüm dikkatleri duygusal zekâ üzerine toplamıştır.

Burada bilişsel zekâ, duygusal zekanın karşıtı demiyorum. Diyorum ki, bu iki kavram birbiriyle etkileşim halindedir. Bilişsel zekâ artık yalnız değildir.

Keşfedildi ya bir kere!

1995 yılında Dr. Daniel Goleman adında bir Amerikalı psikolog “Duygusal zekâ neden IQ’ dan önemlidir” başlıklı bir kitap yazmıştır. Bu adımı bir psikologdan beklerdik değil mi? Goleman duygusal zekanın eksik olmasını durumunda; kişinin mesleki başarısına, aile başarısına, toplumsal ilişkilerinin kötü etkileyeceğine dair bulgular sunmuş. Duygusal zekanın, bilişsel zekâ gibi doğuştan gelmediği için; yaşam boyunca alınan dersler, tecrübeler ile geliştirilebileceğini ifade ederek bir de üstüne toplumsal bir mesaj da vererek “Demokrasinin topluma ne ölçüde mal olduğu, bireylerin duygusal zekâ düzeyiyle doğrudan bağlantılıdır” kitabını taçlandırmıştır.

Sonrasında bu akım birçok makale de yazı da öneriler de yer almaya başlamıştır. Günümüze geldiğinde ise iş hayatında aktif çalışıyorsanız zaten bilişsel zekanın önemini fark etmemek mümkün değil. Duygusal zekaya sahip bireyler yeni çağın psikolojik vebası stresle çok iyi başa çıkabiliyor, iyi gözlem ve farkındalıkları sayesinde doğru kararlar alabiliyor, empati yaparak ekibini iyi yönetebiliyor, başarılı ilişkiler kurabiliyor. Kendilerinin iyi -kötü yönlerini bildikleri için sorunlardan kaçmak yerine çözüm yolu bulabiliyor. Negatif duygularını pozitif duygulara dönüştürebiliyor. Kontrol altına alabildikleri hırs, inatçılık, ego vb. duygularının olumsuz enerjisini güce çevirebiliyorlar.

Sonuç olarak; insan sosyal bir varlık. Bu sosyal varlığın, iş hayatında başarılı olabilmesi adına mesleki bilgi ve becerilerin yanında, kurulan ilişkiler, iletişim ve kendini ifade edebilme gibi sosyal becerilere sahip olması başarısının artmasını sağlayacağı açıktır. Yurt dışında yapılan performans değerlendirme sistemlerine bakıldığında, yöneticilerin sosyal olmasının ona daha çok puan kazandırdığı, yönetici olma yarışında sosyal faaliyetlerde başı çekmek adına çalışanlar arasında rekabetin olduğu da bilinmektedir.

//ik-der.org/wp-content/uploads/2019/11/11111-1.png

”İK-DER olarak kültürümüzde yer alan imece usulünü mesleğimiz ile harmanlayarak, ülkemizde emsal teşkil edecek bir oluşum haline geleceği inancı ile giderek büyüyen bir aile olmak için var gücümüzle çalışıyoruz.”

ÇALIŞMA OFİSİMİZ

Cihan Sokak No:10/2 Sıhhiye/Ankara

E-Posta: bilgi@ik-der.org