Dijital Kişilik Analizleri

Dijital

Teknolojik gelişmelerin her geçen gün hızla arttığı bir dijital çağda, teknoloji hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Yalnızca bireysel boyutta değil aynı zamanda kurumsal boyutta da önemli gelişmelere imza atmaktadır. Özellikle pandemi gibi bir dönemde birçok kişinin uzaktan çalışma sistemine geçmesi ve hatta bu düzenin bundan sonra da devam etme ihtimali ile teknolojinin bizdeki yeri bir hayli önem kazandı diyebiliriz.

Bunun yanı sıra, günümüz iş dünyasının beklentilerine ve ihtiyaçlarına geleneksel yöntemlerin artık cevap vermemesi kurumların dijital dünyaya ayak uydurmasındaki en belirleyici faktörlerden biridir. Kurumlar artık iş yaşamındaki gelecek hedeflerini planlarken daha sürdürülebilir sonuçlara ulaşmayı ve proaktif bir yaklaşımı benimsemeyi arzulamakta. Gerek bu hedeflere ulaşmada gerek kurumların ve çalışanların gelecekteki başarısına katkı sağlamada İnsan Kaynakları ekiplerinin faaliyetleri kilit rol oynamaktadır. Bu faaliyetlerin dijital dönüşümlerden yararlanması içinde bulunduğumuz döneme ve şartlara uyum sağlayabilmek için gereklidir. Buna bağlı olarak, işe alım süreçlerinden çalışan deneyimlerine ve performans değerlendirmelerine kadar birçok alanda dijital kişilik analizi uygulamaları hız kazanmıştır.

Bu amaçla yürütülen kişilik analizleri, kişinin olası davranışları ve kişilik yansımaları hakkında bilgi veren bir araç niteliği taşır. Özellikle, İnsan Kaynakları faaliyetlerinden biri olan işe alım süreçlerinde kişilik analizlerinin kullanılması organizasyonun işleyişi ve gelişimi açısından önemlidir. Pozisyon için en uygun adayın seçilmesi kişilik analizlerinin sağladığı güvenilir veriler ile mümkün olacaktır. Yapılan birçok araştırma, dijital kişilik analizlerinin kişilere ve kurumlara şu konularda öngörüler sunduğunu belirtir:

Kişinin;
  • Güçlü ve zayıf yönleri
  • Motivasyonu
  • Performansı
  • İş tatmini
  • Kuruma bağlılığı
  • Psikolojik şiddete eğilimli olup olmadığı
  • Çalışma hayatında etik davranışlar sergileyip sergilemeyeceği

Kişilik analizleri psikometrik testlerin bir parçasıdır. Kişinin karakter özellikleri, yetenekleri; duygusal, bilişsel ve sosyal becerileri hakkında bizlere güvenilir ve geçerli bilgiler sağlayan bu dijital kişilik analizleri, kurumun kültürüne ve pozisyonunun gerekliliklerine uygun adaylarla çalışabilme fırsatı sağlar. Bunların yanı sıra, kişilik analizleri sayesinde çalışanlar hem profesyonel hem de özel yaşamlarında nasıl daha başarılı olabileceklerini anlayabilir ve farkındalık kazanabilir. Çalışanların öz farkındalık kapasitelerinin artmasının sonucunda kişiler aynı zamanda çalışma arkadaşlarıyla daha etkili iletişim kurabilirler. Her ne kadar bu testler ve analizlerde manipülasyon kaçınılmaz olabilse de uluslar arası saygınlığı olan kaliteli envanterlerin ve ölçeklerin tercih edilmesi bu ihtimali azaltmaya yardımcı olacaktır.

 

 

Nilüfer Keskin

İş Yeri, Endüstri ve Örgüt Psikoloğu

 

 

 

mobbing
Mobbing – Çalışma Hayatında Psikolojik Şiddet

Sistematik ve bilinçli bir şekilde yapılan her çeşit “yıldırma” tutumu, kötü muamele ve etik olmayan davranış “psikolojik şiddete” yani “iş yeri zorbalığına” giriyor. Bunun diğer ismine mobbing diyebiliriz. Çalışanlar üzerinde psikolojik, duygusal ve sosyal baskı oluşturarak birçok kişinin çalışma hayatında kâbusu olabiliyor. Kasıtlı olarak yapılan kişiyi değersizleştirme, küçük düşürme ve yıldırma çabalarının bütünü psikolojik şiddeti kapsar.

Aslında yaşamında çalışanların sıklıkla karşılaştığı fakat çoğu zaman fark edemedikleri ve mücadele etmekten çekindikleri bir durumdur. Kişi genellikle işini, pozisyonunu kaybetme korkusundan, desteğe başvuracağı kişilerin olmadığını düşündüğünden bu kaçınma eylemini gerçekleştirir. Yapılan bilimsel çalışmalara göre çalışma hayatında psikolojik şiddete başvuranlar çoğunlukla hakimiyet kurma ve kontrolü elinde tutma arzusu olan kişilerdir. Bu kişiler aynı zamanda özgüveni düşük, sosyal ilişkileri ve iletişimleri zayıf, duygusal olgunluktan yoksun, aşağılık kompleksine sahip saldırgan tiplerdir. Psikolojik şiddetle karşılaşılmasının sebeplerden biri de zaman zaman işe alım sürecinin hatalı yönetilmesi ve değerlendirmesidir. Bunun sonucunda yanlış bir çalışan seçimi yapılması kaçınılmazdır.

Psikolojik şiddetin çeşitlerini şu şekilde sıralayabiliriz:
  • Haksız eleştiri ve suçlamalar
  • Sözlü veya cinsel taciz
  • Gereğinden fazla iş yükü verilmesi
  • Dedikodu yayma
  • Hakaret
  • Aşağılanma
  • Sözlü tehdit
  • İstifaya zorlanma
  • Alay edilme
  • Kişiyi izolasyona sürükleme

Şiddeti arttıkça çalışanın iş yeri güvenliğini ve psikolojisini ciddi ölçüde tehdit eder. Bu da kişide kaygı ve korkuya dayalı davranışsal bozuklukların ortaya çıkmasına sebep olur. Buna bağlı olarak, psikolojik şiddet mağdurlarında değersizlik, çaresizlik, suçluluk, öfke ve derin üzüntü en çok rastlanan hallerdendir. Kişinin yalnızca ruh sağlığını değil aynı zamanda fiziksel sağlığını da etkileyebilmektedir. Tansiyon problemlerinden, mide ve kalp rahatsızlıklarına kadar sayısız psikosomatik kökenli hastalıkla kendini gösterebilir. Psikolojik şiddete maruz kalan çalışanların fiziksel ve psikolojik sağlığının zedelediği iş yaşamındaki deneyimleri de olumsuz etkilenir. Stresli, güvensiz ve huzursuz bir çalışma ortamında bulunmak çalışanların motivasyonun, performansının, işe olan konsantrasyonun düşmesine ve kuruma bağlılıklarının zayıflamasına sebep olur.

Mobbing ile nasıl baş edilir?

Atılması gereken ilk adım psikolojik şiddeti ve sinyallerini iyi tanımaktır. Çalışanların ve kurumların sağlıklı ve güvenli çalışma ortamı yakalaması psikolojik şiddetin belirtilerinin tanınıyor olmasından geçer. Psikolojik şiddeti tanımlayabilmemiz için çalışanların olumsuz söz, tutum ve davranışlara belli bir süre boyunca, kasıtlı olarak maruz kalmış olmaları gerekir. 1980’li yıllarının sonunda İsveç’te yaşayan Alman Çalışma Psikoloğu Dr. Heinz Leymann’a göre psikolojik şiddetin sistematik olması; düşmanca davranış ve tutumlarının sıklıkla tekrarlanması ve en az altı ay devam etmesi anlamına gelmektedir. Psikolojik şiddet bir sürece ve tekrara dayanır. Bu sebeple ani öfke patlamalarını, anlık tepkileri ve kaba tutumları mobbing olarak nitelendiremeyiz. O nedenle karşılaşılan her olumsuz durumu psikolojik şiddet olarak algılamak doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

Uygun tanı yapıldığında çalışanın bununla mücadele etmek için yıldırma politikaları karşısında kararlılıkla aksiyon alabilmesi önemlidir. Aynı zamanda çalışanın iyileşmeye odaklanması, gerekirse profesyonel destek alması bu süreçte faydalıdır. Bunlara ek olarak kişinin iş yeri politikalarını, hukuki ve yasal haklarını iyi tanıması gerekir. Bu, ileride kişinin doğru kararlar vermesini kolaylaşacaktır.

Nilüfer Keskin 

İş yeri, Endüstri ve Örgüt Psikoloğu

 

KURUMSAL DEDİKODU

KURUMSAL DEDİKODU

Okumayan, düşünmeyen, yazmayan insanlar konuşacak malzeme olarak gündelik insan ilişkilerini gündeme taşırlar.


Hyman Rıckover “Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler kişileri konuşur”

demektedir.

Fikirleri konuşabilmek veriden bilgiye, bilgiden fikre giden yolda okumayı ve düşünmeyi gerektirir. Günlük insan ilişkilerini konuşmak ise hiçbir çaba ve yetenek gerektirmeyen basit bir davranış şeklidir.


GÜZEL BİR ÖRNEK


BİR TANIDIK SOKRATES’E RASTLADI VE DEDİ Kİ:


“Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?


” Sokrates: “Bir dakika bekle.” diye cevap verdi.


“Bana bir şey söylemeden evvel sana 3 şey sormak istiyorum


1. Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla GERÇEK olduğundan emin misin?

” Adam “Hayır” dedi, “Aslında bunu sadece duydum”.

2. “Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey İYİ bir şey mi?

” Adam “Hayır, tam tersi” dedi.

3. Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime YARAR mı?

” Adam “pek de yaramaz” dedi.

“Eğer, bana söyleyeceğin şey DOĞRU DEĞİLSE, İYİ DEĞİLSE ve İŞE YARAR bir şey değilse bana niye söylüyorsun ki?


” Corneille “Dedikodu basit ruhlu insanların eğlencesidir” der.

VAZGEÇEREK BAŞARIYA ULAŞMANIN 5 YOLU

VAZGEÇEREK BAŞARIYA ULAŞMANIN 5 YOLU

Başarıya ulaşmak için kimi zaman bireylerin peşinden koşmak, kimi zaman ise bir şeylerden vazgeçmek gerekir. Vazgeçerek başarıyı yakalayabilmeniz için aşağıdaki tavsiyelere göz atmanızı öneririm. Bu tavsiyelere uyduktan sonra, değişimi siz de göreceksiniz.

1 – Ego

Ego aslında demir parmakların ardında hapis kalmak gibidir. Yapmak istediklerimizi farklı yollardan başarabilecekken, duygularımıza yenik düşeriz. İşte tam da bu sırada ileride telafisi olmayan şeyler yaparız ve sonrasında pişmanlık duyarız. Egomuzdan vazgeçerek, karşımızdakini daha doğru anlamayı öğreniriz. Egolarımızdan vazgeçerek, kendimizi daha özgür ve rahatlamış hissederiz. İçinizdeki “ben” vazgeçilmezliğini kontrol altına altığınız zaman başarıya bir adım daha yaklaşmışsınız demektir.

2 – Korku
Hayatta belki de birçok şeyden korkarız. Peki kaçımız bu korkuları yenebilmek için, onların üzerine gittik? Korku insana sürekli geri adım attırır. Korku şu anda bulunduğumuz yer ile, var istediğimiz nokta arasındaki sağlam olmayan bir köprüdür. Hiç kimse yıkılmak üzere olan bir köprünün üzerinden ilerleyip hedefine varamaz. Bu sebepten dolayı korku sizi tutsak eder, cesaret ise özgür bırakır.

3 – Mazeret
Yapmak isteyip de gerçekleştiremeyen her kişinin, mutlaka bir bahanesi vardır. Düşündünüz mü hiç yapanlar nasıl yapıyor? Çünkü bir şeyi, gerçekten yapmak isteyen, bir yol, istemeyen de mazeret bulur. Bu yüzden başarmak istediğiniz her ne ise, bahanelerinizden vazgeçerek, onların başarılarınızı gölgelemesine müsaade etmeyin.

4 – Kararsızlık
En kötü karar bile, emin olun kararsızlıktan iyidir. Çünkü kararsızlık, aslında görünmez pelerin giymiş bir zaman hırsızıdır. Sizin zamanınızı çaldığı gibi, hangi yöne gideceğiniz konusunda da kafanızı karıştırır. Dolayısıyla, ne bir adım ileri, ne bir adım geri atabilirsiniz. Bu sebeple, kararsızlığınızı bir kenara bırakıp, bir yerden başlangıç yapmalı ve arkanıza bile bakmadan, verdiğiniz karar için ileri adım atmalısınız.

5 – Beklemek
Gerçekleştirmek istediğimiz her ne varsa, buna ulaşmak için ihtiyacımız olan şeylerden biri, aksiyona geçmektir. Olduğumuz yerde durmak, bir koşu bandında yürümekten farksızdır. Başarıya ulaşmak istiyorsak, zihnimizde netleştirdiğimiz konularla ilgili somut adımlar atmamız gerekir. Her şeyi, başkalarından beklersek ya da oluruna bırakırsak, hayat da, bizim planlarımızı, oluruna bırakır.

DAHA HUZURLU BİR İŞ HAYATI İÇİN 6 FAYDALI ÖNERİ
DAHA HUZURLU BİR İŞ HAYATI İÇİN 6 FAYDALI ÖNERİ

İş ortamınızda belki birçok şey eksik fakat bir şey var ki eğer o yoksa iş hayatı size hapis gibi gelebilir.

Bu sihirli sözcüğün adı “huzur” dur. Gelin işinizde sizi daha huzurlu yapacak 6 maddeye bir göz atalım.

1 – İşi hayatınızın odak noktası yapmayın.
Gece gündüz işle yaşarsanız kendinize, aileniz ve sevdiklerinize zaman ayıramazsınız

2 – Herkesle açık sözlü olmayı tercih edin.
Böylece içinizde tutmanız ya da saklamanız gereken bir şey kalmayacaktır; bu da sizi oldukça rahatlatacaktır.

3 – Stres ve problemlerin üzerine gidin.
Bu sayede onları büyümeden etkisiz hale getirebilirsiniz.

4 – İşinizi ertelemeyin.
Ertelemek kilo almak gibidir. Her seferinde size daha fazla yük getirir.

5 – Çevrenizle pozitif iletişim kurun.
Bu sayede yöneticileriniz ve çalışma arkadaşlarınız sizin zor anlarınızda da desteğe hazır olacaktır.

6 – İşinizi eksiksiz yapın.
Yöneticiler görevini harfiyen yerine getiren çalışanları sever ve sürekli kontrol ederek onları strese sokmazlar

DENEME SÜRESİNDE NELERE DİKKAT ETMELİYİZ

DENEME SÜRESİNDE NELERE DİKKAT ETMELİYİZ. 
Yoğun iş görüşmeleri sonrasında işinize başlamak üzeresiniz. Yeni işverenlerin potansiyelinizi gördüğünü, yetkinliklerinizi uygun bulduğunu biliyorsunuz. Diğer bir deyişle, onları etkilemeyi başardınız ve onlar da sizi işe aldılar. Artık önemli olan, olumlu izlenimi devam ettirerek işinizde başarılı olmanız. Bu süreçte de işe başlamanızı takip eden ilk aylar çok önemli. 
Yasal deneme süresi olan 60 günlük süreyi başarıyla tamamlayabilmeniz için öneriler…

İLK AYLAR NEDEN ÖNEMLİ?
Zorlu işe alım süreçlerinden geçip işe kabul edildiğinizde bunun, bir son değil bir başlangıç olduğunu bilmelisiniz. Çünkü ilk aylar boyunca sadece sizi işe alan kişiler veya yöneticileriniz değil, iş arkadaşlarınız ve tüm diğer çalışanlar tarafından sıkı bir gözlem altında tutulacaksınız. Yöneticileriniz performansınızı ve iş ortamına uyumunuzu değerlendirirken, iş arkadaşlarınız da giyiminizden davranışlarınıza, telefonda konuşma tarzınızdan, yemek yiyişinize kadar tüm ayrıntıları değerlendiriyor olacak.
Bazı basit noktalara dikkat ederseniz her çalışanın yaşadığı bu süreci sizin başarıyla atlatmanız mümkün.
1-Geç kalmamaya büyük özen gösterin
Trafik veya çeşitli aksilikler nedeniyle hepimiz zaman zaman işimize geç kalabiliriz. Ancak işe başladığımız ilk günlerde bu aksilikleri en aza indirgemek için çok büyük özen göstermeliyiz. Profesyonelliğin ve güvenilirliğin en önemli göstergesi, dakikliktir. Bunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Aksilikleri en aza indirgemek için alınacak başlıca önlem, ev ve iş arasındaki mesafeyi ve zamanı iyi ayarlamaktır. İlk günlerde evden yarım saat kadar erken çıkarak vaktinde işte olmayı garantileyebilirsiniz. Eğer şirketin sağladığını servis araçlarını kullanıyorsanız, aynı özeni servis saatlerine de göstermelisiniz.
2-İşe karşı isteğinizi belli edin
Yeni iş ortamınıza ve görevlerinize alışmak zor olabilir. Ancak bu zorlukların sizi yıldırmasına izin vermemeli, her zaman güler yüzlü olmalısınız. Bununla beraber enerjik ve öğrenmeye açık olduğunuzu sözlerinizle ve davranışlarınızla göstermelisiniz.
3-Soru sormaktan çekinmeyin
Öğrenmeniz gereken birçok şey olacaktır. Kahve makinesi veya bilgisayarınızla ilgili ayrıntılardan, şirket içindeki görev dağılımlarına kadar birçok konuda bilgi edinmeniz gerekecek. Bu konularda çalışma arkadaşlarınızdan yardım istemekten çekinmeyin. Olumsuz tepkiler alıyorsanız, doğru kişiye sormuyorsunuz demektir. O zaman da doğru kişinin kim olduğunu bulmak yolundaki çalışmalarınıza devam edebilirsiniz.
4-İyi bir dinleyici olun
Sorduğunuz soruların yanıtlarını çok iyi bir şekilde dinleyin. Bilmediğiniz konularda da yorum yapmaktan ve fikir yürütmekten kaçının. Unutmayın, ilk aylarınızda iyi bir dinleyici olmak, size ileriki zamanlarda büyük avantajlar sağlayacak.
5-Arkadaş çevresi oluşturun
İşyerinde en önemli ilişkileriniz resmi olmayan ilişkilerdir. İş arkadaşlarınızla iyi ilişkiler kurmaya özen gösterin. Örneğin öğle yemeğine çıkma tekliflerini asla reddetmeyin. Hatta siz onları davet edin. Ofis içindeki küçük sohbetlerde de yerinizi almaya çalışın. Yeni insanlarla tanışıp arkadaşlık kurma bazıları için çok kolay ve kendiliğinden bir davranıştır. Siz bu kişilerden biri değilseniz, özel çaba göstererek iş arkadaşlarınızla iyi ilişkiler kurmalısınız. Unutmayın, iş arkadaşlarınız en iyi güvenlik ağınızdır.
6-İşlerin nasıl yürüdüğünü öğrenin
Kurumunuzun değerlerini, prensiplerinin öğrenmeye ve benimsemeye çalışın, görev aldığınız birimde işlerin kimler tarafından hangi şekilde yapıldığını öğrenin sizin kuruma ve biriminize uyumunuzu çevrenizdekiler hissedecektir.
7-Yöneticinizin beklentilerini öğrenin
İlk toplantılarınızın birinde yöneticinize, işinizin ilk aylarında size ne gibi hedefler çıkardığını sorun. Bu soru aslında görüşmeler sırasında da sorulmuş olabilir ama işe başlayınca bazı planlarda değişiklik olabilir. Ancak bazen yöneticiniz sizden beklediklerini tam söylemeyebilir veya henüz ayrıntılı bir planı olmayabilir. Görüşmeden somut bir amaçlar listesiyle dönmeseniz bile, önceliklerinizin neler olduğu konusunda bir fikre sahip olmaya çalışmalısınız.
Tüm bunları uygulamanız sizin için de yararlı bir gelişme olacaktır. Oluşturulan olumsuz imajı düzeltmek için yoğun bir çaba sarf etmeniz gerekeceğini unutmayın. Akıllarda olumsuz davranışlarınızın kalmamasına dikkat edin Hale etkisi dediğimiz bu kavramı olumlu olarak gerçekleştirmeniz dileğiyle

 

 

 

//ik-der.org/wp-content/uploads/2019/11/11111-1.png

”İK-DER olarak kültürümüzde yer alan imece usulünü mesleğimiz ile harmanlayarak, ülkemizde emsal teşkil edecek bir oluşum haline geleceği inancı ile giderek büyüyen bir aile olmak için var gücümüzle çalışıyoruz.”

ÇALIŞMA OFİSİMİZ

Cihan Sokak No:10/2 Sıhhiye/Ankara

E-Posta: bilgi@ik-der.org